Home / GEZİ YAZILARI / Halfeti Gezisi 3000 Yıllık Yaşamın Sonu

Halfeti Gezisi 3000 Yıllık Yaşamın Sonu

Halfeti Gezisi  3000 Yıllık Yaşamın Sonu

2 günlük planım, Gaziantep’de panaromik bir tur atıp, öğleden sonra Halfeti gezisi yaparak akşamına Şanlıurfa’da konaklamak. Pazar sabahı da Balıklı Göl’ü gezip, öğleden sonra Harran’ı  gördükten sonra, akşam Adana’dan kalkacak olan uçağa yetişmekti. Aslında Diyarbakır’dan dönmeyi tercih ederdim ama Rent a car işi Avrupa’da ki gibi, gittiğin yerde bırak şeklinde işlemediğinden, planı bu şekilde yapmak durumunda kaldım.

    Cumartesi sabahı, Budget’dan kiraladığım araç ile havalimanından eşimi alıp, önce Gaziantep planını yapıp, çok vakit kaybetmeden Halfeti gezisi için  yola koyulduk.

    Gaziantep’ten otobana çıktıktan sonra, Urfa istikametinde yaklaşık 70 Km sonra, Birecik sapağından çıkıp, 35 – 40 Km kadar stabilize bir yoldan ilerliyoruz. Halfeti karşımızda beliriyor. Zümrüt yeşili Fırat’ın suyu bizi adeta büyülüyor, kalbim daha hızlı atmaya başlıyor ve sabırsızlıkla yolun kalan kısmını bitirmeye çalışıyorum.

Halfeti Şanlıurfa
Halfeti Şanlıurfa

     Geneli 2-3 Katlı olan Halfeti evleri, hayat buldukları yamaçlarda birbirlerinin Fırat’a bakan manzarasını kesmeden, bir imar planı varmışcasına sıralanmışlar. Halfeti’ye girdiğimizde aracı meydanda bırakıyorum. Araçtan iner inmez, bir çocuk yanımıza yaklaşıp, tekne turu ile ilgili bir şeyler anlatıyor. Ben ön yargılı olduğum için dinlemiyorum, önce çevreyi gezeceğimizi söylüyorum. 3000 yıllık tarihe sahip bu coğrafyanın, Fırat kıyısı boyunca, suyun üstünde bulunan iskele restoranlara doğru yürüyorum ve bir taraftan da empati yapıyorum, düşünüyorum Halfeti’yi, Halfetili gibi.

     2000 yılında Birecik Barajında su tutulması ile Halfeti topraklarının neredeyse yarısı su altında kalıyor. Tarımla geçimini sağlayan bu coğrafya insanının, Fırat kıyısında kalan, fıstık, incir, erik, kayısı bahçeleri, evleri, köyleri ile birlikte, yaşama dair anıları da sular altında kalıyor. Başbakanlık GAP idaresinin, yöre halkına “ Sizlere daha iyi bir yaşam sunacağız” telkiniyle. Devamı geliyor, Zeugma, Belkıs Harabeleri, takip eden yıllarda Allianoi ve tüm mücadeleye rağmen gelecekte Hasan Keyf.  Buralardan taşınabilenler, sergileniyor 4 duvar arasında, oysa taş yerinde ağır. Halfeti 50 bin hektar alanını sulara bıraktıktan sonra, Eski Halfeti olmuş. 8 Km uzaklıkta yeni bir Halfeti oluşturulmuş ve insanlar oralara yerleştirilmiş.

Halfeti Ulu Cami
Halfeti Ulu Cami

     Restoranların bitiminde, hemen nehrin kenarında, Halfeti’nin bu kaderine üzüldüğü her haliyle belli, 1807 yılında Ermeni bir usta tarafından inşa edilen 200 yıllık Ulu Cami, kafamdaki düşünceleri dağıtıyor. İhtişamı ve güzelliği Caminin nehre bakan tarafında, kemerlerin altından 2 genç, caminin haleti ruhiye sinden uzak, balık tutmaya çalışıyor. Ben ortak oluyorum bu hüznüne, birkaç kare fotoğraf alıyorum.  Kısmen su altında kalan cami için Halfeti’li kadınlar, TBMM’ye kurtarılması için dilekçe vererek bir girişimde bulunmuşlar. Bu konuda biraz araştırma yaparak,bir çalışma başlatıldığını öğrendim. Kaybolanları geri getirmeye yeter mi? Bilinmez. Dilekçe için tıklayın

     Hava kararmaya yüz tutuyor, tekne turuna çıkmaya karar veriyoruz. Pazarlık edip 45 TL karşılığında, yalnızca Halfeti’de yetişen siyah güllerden adını almış, Siyah Gül adlı tekne ile açılıp, olanı bitene daha yakından bakmak istedik. Teknenin en ön ünde bulunan sandalyelere oturup, Fırat’ın durgun suyunda yarım yol ilerliyoruz Savaşan Köyü’ne doğru. Suların içinden yükselen cami minaresi, giderek yaklaşıyor, sulara gömülmüş yaşanmışlıkların, bir abidesi, bir simgesi gibi duruyor. Savaşan Köyü’nün çok büyük bir kısmı sular altında kalmış, çocukların bahçesinde koşup oynadığı ilkokuldan, cenaze namazlarının kılındığı camiye dek.

      Derme çatma bir kafeterya yapmışlar caminin yan tarafına, kimsecikler yok.  Fotoğraflarını alıyoruz, Savaşan Köyü’nün.  Siyah Gül Teknesinin Motor gürültüsü ile ayrılıyoruz. Arkamda kalan bu manzaraya bakmaktan alamıyorum kendimi, ta ki kaptan Rum Kale diyene kadar.
Sağımızda kalan dik kayalıkların üzerinde görünen,1516 yılında Osmanlı’nın eline geçmesi ile Halep Eyaletinin, Birecik Sancağına bağlı Rum Kalenin kalıntılarını gösteriyor bize,  zamanın daralmasından mı yoksa dilimizin bağlanmasında mı bilmiyorum, bizi götür diyemiyoruz kaptana, uzaktan bakarak ve fotoğraflayarak geçiyoruz.
Yakından göremediğimiz, Rum Kale ile burada bulunan Aziz Nersen Kilisesi, Barşava Manastırı ve Su Sarnıçları buraya bir daha gelmek için bir bahane oluşturuyor bize.

Savaşan Köyü Halfeti
Savaşan Köyü Halfeti

     Halfeti’ye dönüyoruz, su üstünde yüzen iskele üzerine yapılmış kafeteryalardan birine yanaşıyoruz. Burada birer çay içtikten sonra, sorduğumuz tuvalet için karşı taraftaki evin bahçesine yönlendiriyorlar. Ev onlara ait, aynı zamanda bahçesi restoran olarak kullanılıyormuş. Mutfak’ta ki dolaptan, sadece Fırat Nehrinde avlanan, 15-20 kilo ağırlığındaki Şaput Balığını gösteriyorlar. Yemek istersek, Nar Çubukları üzerinde pişirerek tepsiyle servis edebileceklerini söylediler. Karnımızın tok olması sebebi ile yemeden,  bir daha gelme bahanelerimizin içine ekleyerek, Halfeti’den ayrılmak üzere meydanda bıraktığımız aracımıza doğru yürüdük.

Halfeti gezisi bitip Urfa’ya doğru yola çıktığımızda, eşimle birlikte Birecik Barajı nedeniyle, 30 bin insanın göç etmek zorunda kaldığı, 50 bin hektarlık ekilen alanla birlikte, hayatını bu topraklarda tarımla kazanan insanların, yaşanmışlıklarının, hayatlarının da sulara gömülmesinin ardındaki kazanımının ne olabileceğini düşündük.

Harran Gezi Notlarını Okumak için tıklayın

About htavlas

İstanbul doğumlu. Gezmek için yaşar.Yaşadığı şehri iyi bilir. IT Profesyoneli. Balkanlar’da ve Ortadoğu’da sayısız şehir deneyimine sahip. Türkiye’nin tamamını gezmiş. Gezgin,Blogger Fotoğrafçı,Tarih sever.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*