Home / GEZİ YAZILARI / Midilli Gezi Notları 4. Bölüm Petra – Mantamados – Agia Paraskevi – Agiasos – Plomari

Midilli Gezi Notları 4. Bölüm Petra – Mantamados – Agia Paraskevi – Agiasos – Plomari

Gün 4 Petra  –  Mantamados – Agia Paraskevi –  Agiasos –  Plomari

gun3

Programımız bugün hayli yoğun. Sabah otelde kahvaltımızı yaptıktan hemen sonra koyuluyoruz yola,  ilk durak Molivos. Geldiğimiz gün akşam gitmiş ve yemek yemiştik, kaleye çıkma ve çevreyi gezme fırsatımız olmamıştı. Bugünkü rotaya dahil ediyoruz.

Molivos

Molivos, Babakale ile karşı karşıya. Adanın ülkemize bakan kısımlarında, roaminge girmeden GSM telefonları kullanmak mümkün. Edremit Körfezinin girişini kontrol eden kale,Molivos’un tepesinde inşa edilmiş ve harika bir manzaraya sahip. Çıplak gözle bakıldığında kıyılarımız görmek mümkün. 2 Euro karşılığında kaleyi gezmek mümkün.

IMG_9502_1024x683

Kalenin dış kısmında manzaraya nazır birde kafeteryası var. Kalenin manzarasının tadını çıkardıktan sonra, aşağıya çarşıya iniyoruz. Limana kadar uzanan çarşıda çok sayıda hediyelik eşya satan dükkan ve kafeteryalar var, gündüz olmasa da akşamları buranın çok kalabalık olduğuna ve kafelerin tıklım tıklım dolu olduğuna şahit olduk. Molivos’da çok vakit geçirmeden, Mantamados’a doğru yol alıyoruz.

 Mantamados

Mantamados’a geliş amacımız Taksiarhis Manastırı’ını ziyaret etmek. Bir diğeri de bu bölgedeki peynirci 🙂  Bu kasaba süt ve süt ürünleri, özellikle de peyniri ile adından söz ettiriyor. Adaya gelmeden önce, araştırma yaparken, daha önce gelmiş olan gezgin dostlarımın önerilerini aldım, onlarla görüştüm ve yazdıkları notları okudum. Onlardan biri olan sevgili arkadaşım Löplöpçü Semih Diken’in önerisiyle buradaki peynirciden Ladatori peyniri alma niyetindeyim. Bir tanede ona alacağım.

IMG_9540_1024x683

Hava,  önceki günlere nazaran biraz daha sıcak, arabada kaynama noktasına geldiğimiz sırada, Mantamados tabelasını görüyoruz. Anayol’da seyrederken, Mantamados’un girişinde soldan ayrılan  yol,bizi kiliseye götürüyor.Ana yoldan çok uzak değil ve görünüyor. Önünde park etmiş çok sayıdaki araç ve tur otobüsünden doğru geldiğimizi anlıyoruz. Ön girişte dekoratif amaç ile konduğunu düşündüğüm emekli bir uçak var.

Manastırın önünden geçen yolun karşısında, çok sayıda park etmiş aracın arasında kendimize bir yer buluyoruz ve manastırın yan kapsından avluya giriyoruz, bizi kafeteryanın masa ve sandalylerinde oturmuş insan kalabalığı karşılıyor. Vakit kaybetmeden Melek Taburlarının kumandanı olan Aziz Taksiarhis’ adanmış kilisenin içine giriyoruz.

IMG_9546_1024x683

Efsaneye göre manastıra saldıran korsanlar, 40 rahipten 39 unu öldürür. Sağ kalan rahip, diğer rahiplerin kanıyla Taksiarhis’in ikonasını yapmış. Bu ikona kilise içinde sergileniyor, inanışa göre kişi bu ikonyaı nasıl görüyorsa, kendinin öyle olduğu söyleniyor. İyi görüyorsa iyi, kötü görüyorda kötü.

Günümüzdeki son halini 1870 li yıllarda alan manastır, adanın önemli ziyaret yerlerinden biri. Kafeteryasında sıcak sıcak kızartılan lokmalardan alıp gölgede kalan avluda yiyoruz. Biraz soluklandıktan sonra, manastrın karşı tarafında kalan,  LöpLöpçü’nün peynircisini buluyoruz, Turokomeio.

Peynir fabrikasının hemen yanına yapılmış,  prefabrik satış dükkanına giriyoruz. Adaya özel, koyun ve keçi sütünden yapılan Ladatori peynirinden alacağız. Gravyer,feta ve kaşari gibi bir kaç çeşit daha var.

Peynirlerin tadına tek tek baktık. Satıcı en geç aldıktan 1-2 saat sonra dolaba koymamız gerektiğini söyleyince, peynirleri alamadık.  Nerden baksak otele dönmemiz 6 – 7 saati bulabilirdi. Peynirleri alamamanın  üzüntüsüyle, Agia Paraskevi ye doğru yola çıktık.

Agia Paraskevi

Mantamados’tan 15 Km uzaklıktaki, Agia Paraskevi’ye yarım saatte ulaşıyoruz. Zeytinyağı müzesini gezeceğiz.Endüstriyel Zeytin ve Zeytinyağı Müzesi, çok iyi korunmuş, eski bir zeytincilik atölyesinden dönüştürülmüş ve modern bir müze haline getirilmiş. Ziyaretçilere, zeytinin işlenmsi ve ticareti hakkında bilgililer ile birlikte, kültürünün ve zenginliğinin büyük bir kısmını, sahip olduğu 11 milyon zeytin ağacına borçlu olan adanın, sosyal yapısına ilişkin bilgilerde veriliyor.  Müze Salı hariç hergün 10:00 ila 16:00 arasında ziyaretçi kabul ediyor ve giriş 2 Euro. Biz müzeyi ziyaret edemiyoruz, çünkü günlerden Salı J Evet, bir plan hatası yapmışım kabul ediyorum.  Aracı park edip, merkezde küçük bir tur attıktan sonra.İstikamet,  Agiasos.

agiapara

Program yoğun,  zaman kısıtlı. Plomari’de denize girmek istiyoruz, bu sebeple hızlı hareket etmemiz gerek. Agiasos’a  40 Km yolumuz var.

Agiasos

Militini’ye 25 km mesafede, Olimpos dağının yamacında bulunan dinsel bir dağ kasabası Agiasos.  Ortadokslar için önemli bir kilise olan, Panaghia Kilisesinin etrafında kurulmuş.  Her yıl Ağustos ayının 15 nci günü Panaiya olarak kutlanıyor, kutlamalar için çok sayıda  turist buraya geliyor.

Kilise, Osmanlı döneminde 1700’lü yılların başında çok hasta olan bölge valisinin sağlığına kavuşması için gösterdiği çabadan ötürü, valinin karşılık olarak İstanbul’dan talebi üzerine , bir süre vergiden muaf tutulmuş.

1812 yılında da gerçekleşen bir yangın sebebiyle, kilise ile birlikte kasabanın büyük bir bölümü yanmış. Topladıkları bağışlarla, kilisenin yeniden yapılması  için talepte bulunan halka II. Mahmut eskisinden daha büyük olmamak kaydıyla izin vermiş.

Kasaba, çok yeşil, ceviz,elma,çam,zeytin ve çoğunlukla kestane ağaçlarıyla çevrili, bu nedenle adanın İsviçre’si olarakta tabir ediliyor. Göz kamaştıran,kendine has mimarisi ve arnavut kaldırımlı dar sokaklarıyla ziyaretçilerini etkilemeyi başarıyor. Tahta oymacılığı ve seramik gibi el sanatlarıyla öne çıkan kasaba sokaklarında çok sayıda hediyelik seramik satan dükkanlarla karşılaşırsınız.

agiasoso

Çarşıdaki  kahvehanelerden birinde oturup,soluklanabilir, Greek yada Türk adı herne ise bir kahve içerek yorgunluğunuzu giderebilirisiniz. Lakin, bizim yolumuz uzun.

! Agiasos’tan Plomari’ye geçecekseniz veya tam tersi olabilir, harita üzerinde siyah ile çizdiğim yolu kesinlikle tercih etmeyin.  Benim bilmeyerek girdiğim bu dağ yolu, tamamen toprak, dar ve çok virajlı, yavaş gittiğiniz için uzun sürüyor. Macera seviyorsanız, diyecek sözüm yok. Adanın en yüksek tepesine çıkmış olursunuz. Ben uyarayım , seçim sizin.

Agiasos’a gitmeden herhangi bir yerden Plomari’ye ulaşacaksanız, yine kırmızı ile işaretlediğim yoldan gitmeniz gerekiyor.

Siyah ile çizdiğim ve tecrübe ettiğim dağ yolu, Plomari’ye 30 Km ve 1,30 saat kadar sürüyor. Diğer kırmızı ile çizdiğim düzgün olan yol ise 40 Km mesafede, fakat zaman olarak, siyah ile işaretlediğim dağ yoluna göre daha kısa sürüyor. Bu yoldan, 50 dk. gibi bir sürede Plomari’ye varablirsiniz, bu yoluda dönüşte Plomari’den  Petra’ya giderken kullandım. Gece hayli karanlık olan bu yolda, karşıdan karşıya geçen tilki ve sincaplara dikkat etmenizi öneririm.

 Plomari

Meşakatli  ve uzun bir yolculukla, Kaptan-ı Derya Barbaros’un şehri Plomari’ye varıyoruz.  Arnavut asıllı Sipahi Yakup Ağa ve Midilli’li Rum Katarina’nın 4 çocuğundan biri olarak, 1478 yılında Hızır (Reis)  adıyla bu topraklarda doğmuş. Kardeşleriyle ticaret yaparken, Rodos Şövalyelerine esir düşmüş, ellerinden kurtulduktan sonrada denizciliğe korsan olarak devam etmiş ve Akdeniz’de korkulu bir rüya haline gelmiş. Kızıl sakalları nedeniyle batılılar tarafından, ağabeyi Oruç’a verilen Barborassa lakabı, ağebeyinin ölümünden sonra kendisi için kullanılmış. Dinin hayırlısı anlamına gelen Hayreddin ismide, Kanuni Süleyman tarafından kendisine verilmiş.  Preveze fatihi Barbaros, Akdeniz’de öyle bir korku salmış ki,  Hırıstiyan aileler yaramazlık yapan çocuklarını “Türkler geliyor” diye  korkuturmuş. “Mama li Turchi” Annecim Türkler Geliyor  deyimi  de dillerine bu vesileyle yerleşmiş.

Geçmişte adanın sanayi bölgesi olan Plomari’de, tersane ve çok sayıda sabun ve zeytinyağı imalathanesi ile birlikte, birkaç tane de maden işletmesi bulunuyormuş. Tersane varlığını halen sürdürmekte, fakat diğer imalathanelerin büyük kısmı varlığını yitirmiş durumda.

Çok vaktimiz yok,zamanımız kısıtlı ve saat hızla ilerliyor, denize gireceğimiz, Agios Isisdiros plajını sorarak tarifi alıyoruz.

agiosisidoros_1024x259

Plomari’nin 1 Km kadar dışına doğru,  söylenene göre Yunanistan’ın en iyi  7 plajından biri olan, Agios Isisdiros plajına kısa sürede varıyoruz. Yoğun program nedeni ve yanlış yol tercihinden kaynaklanan sebeplerle planladığımdan  geç ulaşıyoruz buraya.  Arabımızı küçük park alanında, bir ağacın altına bırakıp, hemen dibindeki merdivenlerden plaja iniyoruz.  Park ücretsiz. Plajdaki şezlonglardan da ücret istemiyorlar, geç geldiğimizden mi? anlayamadım, çokta merak etmedim açıkçası 🙂

İri çakıllı ve taşlık olsada plaj harika, denize diyecek söz yok. Bana göre adanın en güzel plajı. 16:00 gibi geldiğimiz plajdan 18:30 gibi ayrılıyoruz. Adaya bir daha gelirsem, kesinlikle Plomari’de ki bu plajda daha fazla vakit geçireceğim diyorum kendi kendime.

Adada tüm plajlarda ücretsiz  kabinler ve duşlar var. Yolda giderken bile  arabayla durup, denize girebilir, üst değişmek için bu kabinleri kullanabilirsiniz.

Plomari, aynı zamanda Ouzo yla meşhur. Yunanlıların en iyi Ouzosu olarak bilinen, dünyaca ünlü Ouzo  Barbayanni burada üretiliyor.

Deniz sefası sona erip, toparlandıktan sonra, yolumuzun üstündeki bu fabrikaya uğruyoruz.

IMG_9557_1024x683

1860 yılından günümüze var olan, 150 yıllı aşmış  Barbayanni  yazılıp, Varvayanni okunan fabrikanın, üst tarafı müze haline getirilmiş. Alt kısımda da imalat devam ediyor. Müze kısmında, ilk yıllarda üretimde kullanılan materyaller ile birlikte, fabrikanın damıtım için kullandığı ilk imbikte sergilenmekte.  Aslen Odesa’lı olan  Efstathios Barbayannis’in, Midili’nin  Osmanlı toprağı olduğu bu dönemlerde, fabrikayı kurduğunu ve bu ilk imbiği başkent İstanbul’dan aldığını düşünürsek, Rakı ile Ouzo arasındaki bağı kurmakta sanırım zorlanmayız.

Girişi ücretsiz olan müzeyi, yaz mevsiminde hafta içi, 09:00 ila 16:00 arası gezebilirsiniz. Fabrika kısmında da, imalatı görebilir, ouzoların tadına bakabilir, dilerseniz satın alabilirsiniz.

Ouzo’lar alkol oranlarına göre etiketlenmiş durumda;  en hafifi Yeşil etiketli  %42,   Mavi etiketli  %46, Siyah Etiketli Aphrodit %48 oranında alkol içeriyor. Evzon ve Collectible olmak üzere 2 farklı şişesi daha mevcut.

IMG_9560_1024x683

Ouzo ları tattıran masa başındaki  abimizle biraz sohbete koyuluyoruz, çok eskiden yalnızca bu bölgedeki anasonun kullanıldığını, şimdilerde ise anasonun Türkiye’den geldiğini söylüyor. Midilli’nin bir ouzo adası haline gelmesinin nedeni, ouzo damıtımında anasonun dışında kullanılan çeşitli otların bu adada bol miktarda bulunabilmesi. Elbetteki Barbayanni’de de anason dışında kullanılan başka otlarda var ve bunlar sır.  “Bizim rakıları biliyormusunuz ? ” diye sorduğumda,  Efe ve Yeni Rakıyı beğendiğini söylüyor.  Makbul rakının, bakır imbiklerde 3 kere damıtılmış olanının olduğunu söylüyor. Bahsettiği  rakı, bildiğim kadarıyla bizde sadece Kara Efe var. Ouzo mu? Rakı mı? tartışmasına girmenizi tavsiye etmem, konu uzar gider. Hediyelik ve içmelik Ouzolarımızı alıp buradan ayrılıyoruz.

Plomari’de birde Plomari Ouzo fabrikası var. Ne yazık ki burası ziyarete kapalı bir fabrika. Buraya Temmuz ayının sonunda gelecek olursanız 3-5 gün süren, Ouzo festivaline de tanıklık edebilirsiniz.

IMG_9591_1024x683

Karnımız iyice acıkıyor, Plomari merkezde yemek yiyip, dönüşe geçeceğiz. Arabımızı, limanın ön tarafında bulunan alana park ediyoruz. Çarşıda minik bir tur atıp  yemek yiyecek bir taverna bakınıyoruz . Kısa bir yürüyüşten sonra, denize paralel uzanan,  Leof Michalelli Caddesi üzerinde sıralanmış, farklı renklerdeki,masa ve sandalyeleri ile birbirinden ayrılan, 3-4 tavernadan en baştaki yeşil konseptte olan  tavernayı tercih ediyoruz.  Tavernaların önlerinde birkaç masası ile birlikte, önünden geçen yolun karşısında kalan alanda da masaları var. Buradaki masalardan birini seçiyor ve siparişimizi veriyoruz.

1 Kalamar, 1 Ahtapot Izgara, 2 Şinitzel, 1 Kabak Çiçeği Dolması,…… sipariş ediyoruz.

Üzerlerinde  Lesvos’un haritası bulunan kağıt masa örtüleri dikkatimizi çekiyor, iyi düşünülmüş bu uygulamaya, adada çok yerde rastlamak mümkün.

Siparişler geç geliyor buna hazırlıklı olun, çünkü hazırda birşey yok , mezeler bile taze hazırlanarak servis ediliyor.  Hesap 50€.

Dönüş yoluyla ilgili detayları yazının başında belirmiştim. Plomari’den Petra’ya 72 Km yolumuz var. 1.30 saat gibi bir zamanda yolu katedip, Petra’da ki otelimize varıyoruz. 200 Km mesafe kat etiğimiz, çok yorucu bir gün oluyor.

About htavlas

İstanbul doğumlu. Gezmek için yaşar.Yaşadığı şehri iyi bilir. IT Profesyoneli. Balkanlar’da ve Ortadoğu’da sayısız şehir deneyimine sahip. Türkiye’nin tamamını gezmiş. Gezgin,Blogger Fotoğrafçı,Tarih sever.

2 comments

  1. Güzel siteniz ve harika paylaşımlarınız için çooook teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*